|
|
|
|
 |
YÖREMİZİN KÜLTÜRÜ
|
|
|
|
KÜLTÜRÜMÜZ
Kültür, unsurları bilgi, inanç, sanat, ahlak, gelenek ve görenek olan maddi ve manevi değerler bütünlüğümüzün yaşam biçimimize şekil vermesi, asırların birikimi olan ve geçmişten günümüze intikal eden hayat tarzı hazinemizdir. Bu tanımdan hareketle Işıklı Köyü kültürü, insanlarının yüreğinden çıkıp gelen ve ortak bir düşünce süzgecinden geçerek olgun bireyleri müşterek bir ortak yaşam mücadelesinin içinde buluşturan, dayanışma ve yardımlaşma bilincine sağlam bir temel attıran düşünce zenginliğiyle çıkmıştır ortaya. Işıklı Köyü kültürü zaman içinde şahane bir güç birliği oluşturarak, köylülerimiz arasında örnek teşkil edecek bir görüntü sergilemiştir, yıllarca. Kültür öğelerimizde sembol olmuş ört ve adetlerimiz, köylülerimize yıllarca yaşam tarzı olmuş, bu hal, bu içtenlik, Işıklıları adeta büyük ve geniş bir aile huviyetine bürümüştür. Yıllara meydan okuyup yakın zamana kadar hayatımızın içinde olan kültürel değerlerimizin son yıllarda bozulmaya yüz tuttuğunu ve hatta bazılarının yok olup gittiğini üzülerek gözlemliyoruz. Şimdi, kültürel zenginliğimizdeki müthiş çeşitliliğe şöyle bir bakalım isterseniz.
-
İnsanlarımızın arasındaki müthiş içtenlik ve muhabbet “Mimari Kültür” şekliyle çıkmıştır ortaya. Bu kültürün sonucu olarak, Işıklı Köyünde yerleşim düzeni içe içe girmiş binalardan, birbirine yakın mahallelerden oluşmuştur. Köyümüze özgü ahşap yer evleri, hemen hemen benzer mimari özellikleri taşır. Yıllara meydan okuyup günümüze kadar gelmeyi başaran bu otantik eski köy evlerimiz, yok olma sürecine çoktan girmiştir. Tarih kokan bu yapıların yerini, beton arma binalar almaya başlamıştır. Katlı sistem usulüne göre inşa edilen yeni yapılar, mimari kültüre darbe vurmaya devam ediyor, Işıklı Köyünde. Bu sorun, bozulan doğal yapımızın hangi boyutlara ulaştığını göstermeye yetiyor, kesinlikle. Camii ve değirmenlerimiz, mimari kültürümüzü destekleyen zenginliklerimizdendir.
-
Işıklı Köyüne mensup her insanın bir günü yani 24 saati “Günlük Yaşam Kültürü” yle buluşturur bizleri. Bu 24 saatte neler olmaz ki, özellikle gün içinde neler yapılmaz ki köyümüzde. Gözler birçok şeye şahit olur, yaşanılan bir günde, Işıklı’da. Sabah ezanıyla yatağından kalkıp namazını eda ederek hayat mücadelesine başlayan analar ilk iş olarak sobalarını tüttürür. Bakır ürbükte fındık dalı odunuyla kaynayan kaynak suyundan demlenen sabah çayı, bir başka keyif ve lezzetle içilir, sabahın erken saatlerinde Işıklı Köyünde. Belinde kuşağı, başında yaşmağı, elinde tırpanı ya da orağı ile tarlası ve bahçesi arasında mekik dokuyan analarımız, bacılarımız, ormanında çalışan, fındık ocağını atlayan, gölge yapmasın diye ağaçları budayan babalarımızdan geri kalır mı hiç, müşterek diye kabul ettiğimiz hayatta. Hepsini yazamadığımız bu ve benzeri günlük yaşam manzaraları, başlı başına birer kültür zenginliğimizdir.
-
“El Sanatları ve Üretim Kültürü” önemli bir yer işgal eder, köyümüzde. Evlerimizin sönmeyen yıldızı, batmayan güneşi olan analarımızın el emeği göz nuru olan dastar, ip, çorap, kazak ve genç kızlarımızın gelinlik çehizlerini oluşturan oya ve ganavicce örmeleri el örgüsü kültürümüze en canlı örneklerdir. Babalarımızın maharetli parmaklarından meydana gelen küfe, çelek, tırmık gibi ev aletleri günlük yaşamla iç içe girmiş ürünlerimizdir. Mimari kültürümüze el sanatların biraz kapsamlı şekliyle destek veren “mağaza ve merek” gibi yapılarımız birer birer yükselir, her evin yanıbaşında Işıklı’da. Bahçelerimizin etrafını ince fındık çubuklarıyla çevirme adını verdiğimiz “fıraklı” kültürümüz, gelişen teknolojiye yenik düşen zenginliklerimizdendir.
-
“Tarım Kültürü” dayanışma ve yardımlaşmanın zirve yaptığı kültür değeri olarak kazınmıştır her Işıklının hafızasına. Geniş tarlalarımızın bellenip kazılması “imece” kültürümüzün doğmasına sebep olmuştur. Onlarca köy kadını ve genç kızların söylenen ritmik türküler eşliğinde aynı anda ve bir düzen kuralıyla kazma sallamaları görülmeye, izlenmeye değer manzara ve görüntülerdir. Köyümüzün göç vermesi nedeniyle, yardımlaşma düşüncesinin ana fikri olan bu zenginliğimiz yok olmama mücadelesinden yenik ayrılan değerlerimizden biri olmuştur, maalesef. Mısır tarlalarımızdan elde edilen darıların elle soyulması, samanların kurutulup hayvan yemine çevrilmesi, kaliteli darı başlarının bir sonraki ekim için askılara asılması, darı saplarından “sap ottuğu” yapılması tarım kültürünün zenginliklerinden bazılarıdır. Fındık toplama kültürümüz, son yıllarda kısıtlı bir şenlik havasını hakim kılmaya başlamıştır, köyümüzde. Kışın insana hasret kalan köyümüz, ilkbaharla birlikte özlem ve hasretin bittiği son nokta olur, adeta. İzinlerini fındık toplama zamanına göre ayarlayan değerli köylülerimiz sel olup akmaya başlar, doğup büyüdükleri topraklara doğru. Kapısı kilitli, perdesi çekili, dumanı tütmeyen evler, sahiplerini kucaklar olmuştur, her bir yanda. İşte bu kısa zaman dilimi, geçmişi bir nebze de olsa yad etmemize vesile oluyor, Kiryanında. Bütün evler açık, lambalar yanıktır, yazın Işıklı Köyünde. Elle soyulan, tahta tırmıkla dövülen altın fındığın koca makinalarla buluşması, bu kültürün yok olma sebebi olsa da, insanlarımızın iş gücünü bu aletlere devretmesi anlamında fayda sağlamıştır.
-
“Düğün ve Bayram Kültürü” tarihe mal olmuş en önemli kültürel değerlerimizdendir. Düğünlerimizde, yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örnekleri verilmeye devam etmektedir, Işıklı Köyünde. Bu gelenek, özelliğinden hiçbir şey kaybetmeden etkinliğini sürdürmektedir. Düğün salonlarını tıka basa dolduran, hasta ziyaretlerinden vazgeçme niyetinde olmayan insanlarımız, bu kültürümüzün daha uzun yıllar, nesilden nesile ulaşacağının işaretini vermektedir, Işıklı’da. Ancak, köy düğünleri nüfus azalması yüzünden o eski ihtişamlı günlerini arayan zenginliklerimizdendir. Kına geceleri, düğün yemekleri, bu lezzetli yemekleri ortaya çıkaran köy aşcıları analarımız, takılar, kemençe ve davul –zurna eşliğinde oynanan horonlar, havaya sıkılan mermiler, gelin almaya gitme manzaraları muhteşem görüntüleri ve doyumsuz anları yaşatır bizlere, Işıklı Köyünde. Bayram günleri tam anlamıyla bir huzuru, yürekten gelen samimi ifadeleri geçerli kılar, köyümüzde. Namazdan sonra hiç dağılmadan topluca ziyaret edilen mezarlıklar, fırın darısından kavrulan ve buram buram Işıklı kokan nefis helvalar, pancar sarması, sütlaç, su böreği ve fındık tatlısı el öpüp gönül almak için gelen akraba, eş dostlara gönülden ikram edilir. Yüksek ağaçların özellikli dallarına kurulan salıncaklar, genç kız ve delikanlıların yanan yürekleriyle kendilerini gösterme arenasıydı, adı da Hocanın Gıran.
-
“Yayla Kültürü” müz, otantik dağ yaşamı şekliyle katkı sağlar, bu zenginliğimize. Son yıllarda, o eski yayla göçebeliği anlamından çok fazla şey kaybetse de halen geçerliliğini sürdürmektedir, köyümüzde. Ulaşım alanındaki hızlı gelişmeler, yaya olarak dağlara göç etme farklılığını kaldırmıştır, ortadan. Dolayısıyla, heybeleri tıka basa dolu olan yüklü at ya da katırlar, çanlı-kelekli koyun ve keçiler, süslenmiş inek ve danalar o eski renkli görüntüleri vermekten uzaktır, topraklı yayla yollarında. Yayla yaşamının her karesi tıpkı köy yaşamında olduğu gibi yayla kültürünü çok farklı kılar. Bu yüzdendir ki, kendilerini bu kültürden uzak tutamayan köylülerimizi yazın köyde yani Işıklı’da görmek pek mümkün olmaz. Doğal görüntüsü ve buz gibi şifalı suları, hayvancılığı etkin hale getirme ve tatil yapma şekliyle yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olmuştur, yayla kültürü. Tek bölmeli ve tamamıyla ahşap evler, mereler, ağıllar, koyun-keçi, inek-dana, at –katır, sadık dost köpekler iç içe bir yaşamın temel unsurlarıdır, yayla hayatında.
-
“Mahalle Kültürü”genel olarak aynı sülalelere mensup Işıklıların ortak bir yeri, yerleşim alanı seçmelerinden doğmuştur. Bu özelliğin her mahalleyi adeta geniş bir aile şekliyle gösterdiğini çalışmamızın giriş bölümünde belirtmiştim. Sülale adları, mahalle kültürümüzün en etkili ve anlamlı tarafıdır.
-
“Cenaze Kültürü” üzüntü ve kederlere yürekten ortak olma düşüncesini sarsılmaz bir hale getirmiştir, köyümüzde. Cenaze olduğu gün yoğun işler tereddütsüz bir kenara bırakılır, Işıklı Köyünde. Herkes acılı ailenin yanıbaşında bulunma zorunluluğunu hisseder, kesinlikle. Bu kültür zenginliğimiz de özelliğinden hiçbir şey kaybetmeden gelecek zamana doğru ilerlemesini sürdürüyor.
Belli başlı olanlarını maddelediğimiz kültürel değerlerimiz bunlardan ibaret değil elbette. Bunlar dahi yaşama mücadelesi vermektedir, günümüzde. Sadece birkaç kültürümüz yok olma korkusundan uzaktır, memleketimizde. Işıklı Köylüleri olarak yılların birikimi olan, ata ve dede yadigarı değerlerimize sıkı sıkıya sarılalım. Bu kültür zenginliklerimize sahip çıkma noktasında gereken hassasiyeti gösterelim.
Kıymetli köylülerim, bütün ihtişamıyla yaşantımıza renk katmayı sürdüren kültür değerlerimizi, gelecek nesillere ulaştıracağımız anlamlı bir emanet şekliyle görmek, yerine getirmemiz gereken önemli bir görev ve yükümlülük olsun, her birimiz için.
Osman ÜNAL
|
|
|
Sayfa Üretim süresi :0,0039
|
 |
|
|
|
|